İnternete RTÜK denetimi getiren yasa ve Doğan Medya Grubu’nun satışını ve medya üzerindeki etkisini değerlendiren gazeteci meslek örgütleri, iktidarın seçimden önce saha temizliği yaptığını ve tekçilik anlayışına uygun tek medya ortamının yaratılmaya çalışıldığını söyledi.

‘BU ALANI DA ZAPTURAPT ALTINA ALMA ÇABASI’

Mezapotamya Haber Ajansı’nın haberine göre; internet üzerinde zaten keyfi bir uygulamanın olduğunu belirten Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Basın-İş Sendikası Genel Başkanı ve gazeteci Faruk Eren, son yasal düzenleme ile bunun iktidar tarafından yasal bir kılıfa sokulduğunu belirtti. Eren, “İnternet daha da baskıcı bir alan olacak. Seçimden önce bir tür saha temizliği yaptı iktidar. Kamuoyunun hem gerçekleri duyabileceği hem de kendini ifade edebileceği tek bir alan kalıyordu, o da internet alanıydı. Bu alanı da kendilerince zapturapt altına almaya çalışıyorlar. Ne kadar başarılı olacaklar önümüzdeki dönemde göreceğiz. Yeni nesil baskıcılardan daha zeki ve her türlü yasağı delebilecek zekaya sahip. Bu yasa da işe yaramayacak” dedi.

İktidarın alternatif bir medya yaratılmasını istemediğini sözlerine ekleyen Eren, “İstedikleri kadar baskı uygulamaya ve denetlemeye çalışsınlar bir şekilde bu medya kendi mecrasında ilerleyecektir. Bu baskı hep vardı. Yüzlerce gazeteci hala hapistedir. Belli ki bu süreçte baskıları daha da arttıracaklar. Biz zaten bir şekilde alışkınız. Hayatımız mahkemelerde, adliye koridorlarında geçiyor. Bu son düzenleme ile bir tık daha artacaktır. Gerçekten gazetecilik yapmak isteyenler ki bunlar çokça var, bir şekilde gerçekleri kamuoyuna duyurmanın yollarını bulacaklardır” diye belirtti.

‘TEK BİR AYKIRI SES ÇIKSIN İSTEMİYORLAR’

Eren, Doğan Medya Grubu’nun Erdoğan Demirören’e satılmasını ise şu sözlerle değerlendirdi: “Büyük ihtimal seçimden önce bir saha temizliği yapıyorlar. Tek bir aykırı ses çıksın istemiyorlar. Özellikle seçimde yapılabilecek usulsüzlüklere yönelik herhangi bir şey söylenmesin ve ima edilmesin isteniyor. Bütün bu değişiklikler muhtemelen bunun için yapılıyor.”

Gazetecilik mesleği açısından tüm bu sürecin kaygı verici olduğunu ifade eden Eren, “Bu tür sahiplik ve el değişikliklerinde, olan çalışanlara olur. Muhtemelen çok sayıda meslektaşımız işsiz kalacaktır. Bu meslektaşlarımızla dayanışmayı ve tepkimizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

‘TEK MEDYA ORTAMI’

Türkiye medya tarihinin en tek sesli dönemini yaşadığını söyleyen Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Mustafa Kuleli de, “Türkiye’de medya daha tek sesli daha kurak bir medya ortamına kavuştu. Tabi bu muhalif medyanın mevcut iş modellerini daha da zorlaştıracak. Çünkü dağıtım tekeli oluşturulmuş durumda. Yani iki dağıtım şirketi var. İkisi de hükümetin kontrolünde. Haber ajansı sayısı daha fazla ama yine çoğunluk Saray’ın denetiminde. Bunlara ek olarak bir de RTÜK denetimi getirildi. Bütün bunları düşündüğümüzde tek adam rejimine uygun bir medya ortamı düzenletilmek istendiğini görebiliriz” diye belirtti.

‘ELDE KALAN MEDYANIN SAHİP ÇIKILIP GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKİYOR’

“Tüm bu sürecin başarılı olup olmayacağı muhalif kesimlere düşen sorumlulukla mümkündür” diyen Kuleli, “Elde kalan gazetelerin, televizyonların, internet sitelerinin, ajansların yaşatılması, güçlendirilmesi, bunlara sahip çıkılması gerekiyor. Hükümet burada da bir 3’üncü dünya diktatörlüğü gibi davranıp interneti kontrol altına almaya çalışıyor. Ama internetin gayri merkezi doğası buna uygun değil. Yani internette böyle RTÜK gibi yerel bir kuruluşun iktidarın kontrol edebileceğini düşünmek absürt. İnternetin gayri merkezi doğası bu tür sansür mekanizmalarını geçmişte defalarca atlatacak yeni yollar, yeni araçlar geliştirmiştir. Yine de geliştirecektir” diye ifade etti.

Yasayı “Türkiye’yi tek sese, tek renge, tek adama ve tek partiye boğma çabası” olarak yorumlayan Kuleli, şunları söyledi: “Bu gazeteciler için daha fazla baskı, daha fazla sansür, daha fazla oto sansür ve daha fazla tutuklama anlamına gelebilir. İşte zaten o yüzden ben muhalif kesimlere bu çağrıyı yapıyorum. Medyalar toplumdaki farklı görüşlerin daha geniş kamuoyuna gözükmesi için araçtır. Bu medyalar olmadan, geliştirilmeden, güçlendirilmeden toplumda bir fikir çeşitliliğinden, bir demokratik ortamdan söz edilemez. O yüzden Saray gibi düşünmeyen gruplar, kurumlar, hareketler, örgütler medyayı güçlendirmek ve büyütmek mecburiyetindedir. Yoksa gazetecilere bir yaşam alanı kalmaz.”

DAĞITIM ŞİRKETLERİ TEK ELDE TOPLANMIŞ OLDU

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Mustafa Kuleli, ülkede sadece 2 tane dağıtım şirketi bulunurken bunların ikisinin de Erdoğan’a yakın aileler tarafından yönetilmesinden muhalif basına hayırlı bir şey çıkmayacağının çok açık olduğunu ifade eden Kuleli, “Belki o yüzden alternatif dağıtım kanalları inşa etmek gibi bir sorumluluk da önümüzde duruyor. Türkiye zaten gazete ile dergi dağıtımının çok pahalı ve çok zor olduğu bir ülke. Belki dijital kanallara, internet kanallarına yönelmek bu açıdan daha verimli olur” diye konuştu.