Fotoğraflar: Cansu Yıldıran | Galeri için fotoğrafa tıklayınız

Dünyanın önde gelen fotoğraf kurumlarından World Press Photo geçtiğimiz hafta iki önemli duyuru yaptı. Biri artık geleneksel hale gelen yılın fotoğrafı yarışmasının sonuçlarıydı. Diğer önemli açıklama ise genç ve yetenekli fotoğrafçıları desteklemek için hazırlanan Joop Swart Masterclass‘a seçilen fotoğrafçılarla ilgiliydi. Yaptıkları çalışmalar ve hazırladıkları portfolyolarla program için başvuruda bulunan fotoğrafçılardan 12’si arasında Türkiye’den iki isim de vardı: Cansu Yıldıran ve Sabiha Çimen.

Elde edilen başarının arkasında “kolektif bir çalışma”nın olduğunu vurgulayan Cansu Yıldıran, kendisini Joop Swart Masterclass’a fotoğrafçılar Erdem Varol ve Cemil Batur Gökçeer’in önerdiğini söylüyor. Süreç boyunca Larissa Araz ve Çağdaş Erdoğan’la Haluk Çobanoğlu da desteklerini esirgememiş.

Yıldıran heyecanını gizlemiyor: “Çok güzel insanlarla, büyük patlamalardan ziyade kıvılcımlardan ateşler çıkaracağımızı umuyorum.”

Marmara Üniversitesi fotoğraf bölümünde lisans eğitimine devam eden Yıldıran, “üçüncü senem fakat hâlâ birinci sınıftayım” diyerek okul hayatındaki hal ve gidişi özetliyor.

World Press Photo’nun masterclass programına kişisel web sitesinde yer alan iki seriden 12 kare ile başvuran genç fotoğrafçı süreci şöyle anlatıyor:

“Başvuru portfolyosuna Artvin Cerattepe direnişinden çektiğim tekil bir fotoğrafı da tekil fotoğraf kategorisine dahil ettim. İki serimde de cinsiyet ayrımcılığı üzerinden işlediğim konular yer alıyor. Biri memleketim Trabzon’un Kuşmer yaylasında geçiyor. Kadınların yaylada ev sahibi olamaması üzerine kendimden yola çıkarak anlattığım bir hikâye. Diğer seri ise hâlâ üzerine çalışmaya devam ettiğim bir konu. Üç senedir İstanbul’daki hayatım, kendimi içinde ‘kendi olabilme özgürlüğüne kavuşmuş’ hissettiğim Queer ailem, dokunduğum insanlardan bir anı -hafızada küçük bir çizik- genellikle insan portrelerinden oluşan fotoğraflar ve dünyadaki birçok yer gibi hızla değişen, dönüşen İstanbul’a ayak uydurma çabam…”

BİRLİKTE BAŞARMAK

Portfolyo hazırlarken Cemil Batur Gökçeer’in nasıl ilerlemesi gerektiği konusundaki önerilerini ise şu cümlelerle özetliyor Yıldıran:

“Ona minnettarım. Bu duruma özellikle değiniyorum çünkü kolektif olmanın, yardımlaşmanın hızla tükettiğimiz şu dünya ilişkileri içerisinde çok önemli bir yeri olduğunu ve aslında güzel insanlara olan inancımızı kaybetmememizin bir yolunun da böyle insanlarla çarpışmaktan geçtiğini düşünüyorum.”

Programın bu yıl açıklanan isimleri arasında kendi kuşağından Sabiha Çimen’in olması ise ayrıca heyecanlandırmış ve mutlu etmiş Cansu Yıldıran’ı. Başka bir mutluluk kaynağı da seçilen 12 fotoğrafçının 9’unun kadın olması. “Kendimi çok güçlü hissettim,” diyen genç fotoğrafçı şöyle devam ediyor:

“Seçilen 9 kadın fotoğrafçının ikisinin Türkiye’den olması ayrı bir umut ve inanç doldurdu içime. Aslında kadın veya erkek demeye ben de karşıyım ki zaten cinsiyete aidiyet hissetmiyorum. Fakat yaşadığımız coğrafyanın, hatta dünyanın gerçeğini reddedip yaşamanın sadece kendini kandırmak olduğunu düşünüyorum. Eğer bu coğrafyadaki eril tahakkümün yaşattığı deneyim sürecinden geçmeseydim belki de kadın fotoğrafçıların kazanmasına bu kadar sevinip kendimi güçlü hissettim demezdim. Fakat yaşadığım coğrafyanın izleri üzerimde. Ve ben bu izleri reddetmiyorum, aksine, onur nişanesi gibi taşımayı yeğliyorum…”

YENİ İNSANLAR, YENİ YOLLAR

Yıldıran şimdi ödül olarak gelen programa katılma sevinciyle birlikte “yeni yollar, yeni insanlar, yeni tecrübeler, yeni kokular” diye nitelendirdiği sürece odaklanıyor. Bu yolculuğu çok kıymetli buluyor. “Kendi yolumu deneyimlemek konusunda her zaman ısrarcı olmaya çalıştım,” diyerek yoldaki işaretlere dair ipuçları veriyor:

“Artık daha güçlü adımlarla karanlıkta düşsem de, afallasam da başkalarının gösterip ışık tuttuğu yoldansa kendi yolumu deneyimleyeceğim konusunda daha fazla ısrarcı olacağım. Kırılma noktası olabilir belki de. İyi ya da kötü… Ama ben iyi yönde olacağını düşüyor, umut ediyorum.”

Nisan ayı içinde Cansu Yıldıran ve masterclass programı için seçilen 12 fotoğrafçı daha çok bilgilendirilecek. Mayıs ayında tema ve seçilen ustalar anons edilecek. Eylül’de ise Hollanda’nın başkenti ve World Press Photo’nun merkez ofisinde çalışma için davet gelecek.

‘DEĞERLİ OLAN TEKNİKTEN ÇOK DUYGU’

Kendisini Amsterdam’a taşıyacak dönüm noktasının arka planı ile ilgili ise Yıldıran şöyle konuşuyor:

“İçinde yer aldığım hayatımı fotoğrafladım, dert edindiğim bir konudan bahsetmek istedim sizlere, fotoğrafladım… Daha sonra fotoğrafların üzerine çok düşündüm. Ama açıkcası düşünmekten çok çektim. Çünkü zaten deneyimlediğim bir şeyi çekiyordum. İçimden geldiği şekilde. Herkeste böyle işlemiyordur elbet ama üzerine çok düşündüğümde sanki bir şeyler mekanikleşiyor ve artık duygularımı köreltmeye başlıyor. Benim için değerli olan teknikten çok duygu. Düşünmekten çok doğaçlama ilerlemeyi seviyorum.

Çalışmalarımı insanlarla paylaştım. Yorumlarının üzerine düşündüm. Eksiklerimi gidermeye gayret gösterdim. Pes etmeden üretip anlatmak istediğim şeyi daha güçlü anlatmaya çabalayarak yaptım bunu. Tekrar gösterdim. Tekrar yorum aldım. Bu bir süreçti, bazı yorumlar yapıcıyken zihnimde yeni pencereler açarken bazıları sadece eleştirmek içindi maalesef. Ama iyi ki portfolyo değerlendirmelerine dahil oldum. O da bir deneyim süreciydi. Sanırım ben bir şeyi deneyimlemeden çok iyi anlayamayan bir insanım. Bu deneyimler sonucu şimdi ise fikirlerine saygı duyduğum ve önem verdiğim insanlarla paylaşıyorum fotoğraflarımı. Masterclass bu açıdan benim için çok değerli çünkü işlerini severek hayranlıkla takip ettiğim fotoğrafçılardan eğitim alma, onlara dokunma fırsatı yakalamış olacağım.”

‘BİZİ ANLATMAK…’

Cansu Yıldıran gelecek planlarına ilişkin de şunları söylüyor: “Fotoğraf dilini kullanarak dokuz yaşından beri ne yaptıysam aynı merak samimiyet ve heyecanla dünyayı kendimi keşfetme anlama ve anlatma konusunda ısrarla devam etmeyi umuyorum. Yaşadığım coğrafyada geçirdiğim her türlü ‘buralı olmanın getirdiği’ deneyim sürecinden bahsetmek. Ben ve benim çok uzağımda olmayan hayatlardan belki de kimsenin pek de dikkate değer bulmayacağı insanları, bizi anlatmak. İlerleyen vakitlerde başka coğrafyalardaki benzer deneyimleri yaşayan kişi veya topluluklara değin hikayeler anlatmak gibi hedeflerim var.”

‘MEMLEKETİM PONTUS’TAN BİRAZ FAZLA BAHSEDECEĞİM’

“Şu an üzerinde çalıştığım konu memleketim Pontus’dan biraz daha fazla bahsedeceğim. O vakit daha fazla anlatmış olurum, anlamış olursunuz sanırım. Sanki bir toprak kazdıkça daha derinlere indiğim.. Ama bilemiyorum. Bilmenin verdiği yük de bambaşka. Bilmemek daha iyi bazen bilmekten.

Noks Bağımsız Sanat Alanı’nın ‘Ütopya Atölyesi’ne dahil oldum bu sene. Bu atölye süresince bu konuda yoğunlaşıyorum ve atölyeden sonrada devam edeceğimi düşünüyorum:Her şeyimizi yitirsek de insanlığımızı yitirmememiz, çektiğimiz konuyla bağ kurarken samimi olmamız, hırsa kapılmadan ve insan olduğumuzu unutmadan ilerlemeliyiz.”

URSULA LE GUIN’DEN YAŞAR KEMAL’E

Yıldıran, “Tükenmeye ve tüketmeye direndiğini farkettiğim çok sevdiğim ve en önemlisi güç aldığım fotoğrafçılar var tabi ki” diyerek, onlara tutunduğunu anlatıyor: “Umutsuzluktan bile umudu bulup çıkarıp bizlere gösteren, oryantalizme kapılmadan hikâyeler anlatan… Bazan kendi yolundan bazan yoluna adım attığı insanlardan, kendi deneyim süreçlerinden söz eden hissederek çektiği çok belli olan çok fazla güzel insan var. İyi ki varlar…”

Genç fotoğrafçı var olanlar arasında ise iki ismi öne çıkarıyor: “Kitaplarıyla bana çok güç veren fantastik öykü yazarı Ursula K. Le Guin’e ve bu coğrafyayı öylesine güzel hissedip süzüp kalemiyle nakış gibi işlemiş olan Yaşar Kemal’e minnettarım.”

 

KİMDİR | Cansu Yıldıran, İstanbul, 1996

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nde okuyor.
Kişisel deneyimlerinden yola çıkarak aidiyet, sınıf, kültür, cinsiyet ya da cinsel kimlik ayrımcılığına yönelik çalışmalar yapıyor.

Ailesinin hikâyesinden esinlenerek ürettiği “Mülksüzler” serisinden sonra, aidiyet temasını ses, video ve fotoğraf kullanarak araştırmaya devam ediyor.

Sanatçının yer aldığı sergiler ve atölye çalışmaları arasında Leica Galeri (İstanbul, 2018) Daire Galeri (İstanbul, 2018) Noks Bağımsız Sanat Alanı (İstanbul, 2017 & 2018), FailBooks Yayınevi (İstanbul, 2017), Diyarbakır Fotoğraf ve Gençlik Projesi (2017), Kopuntu (Macao Viale Molise Milano, 2017), Visa Woman Paper (Visa Pour I’Image, Fransa, 2017), Galata Fotoğrafhanesi Belgesel Fotoğraf Atölyesi (017) FUAM Fotobook Atölyesi (2017), Bursa Fotoğraf Festivali (2016), İstanbul Fotoğraf Festivali (2016) bulunuyor.