‘Perinçek Tayyip’i ham yapacak’ masalı

Erdoğan gücünü öyle Ergenekon'dan, Perinçek'ten ya da İngiltere'den filan almıyor. Arkasındaki kitleden alıyor. Ve arkasında yüzde 50'ye yakın kitle varken, onunla cephe savaşına giren her iç güç odağı kaybeder.

Erdoğan’ın zulmüne, baskısına uğramış muhafazakar kesimin neredeyse fantazi düzeyine gelmiş beklentisi, Perinçek ile Erdoğan’ın müstakbel kavgası.

Perinçek ekibinin yani Ergenekon’un, işleri bittiğinde Erdoğan’ı devireceği, böylece Erdoğan’ın da kendi ettiğini bulacağı, Erdoğan’a destek verenlerin ise aklının başına geleceğine ilişkin bir beklenti bu.

Aslında beklentinin de ötesinde efsaneleşmiş bir anlatımdan söz ediyoruz. Zaman zaman içine mistik kehanetler de katılıyor.

Oysa buu beklentide olanlar enerjilerini ve umutlarını boşa harcamanın ötesinde, gerçeklerden kopuyorlar.

Çünkü öncelikle Erdoğan’ı tanımıyorlar. Erdoğan ilerlerken ve kavga ederken küçüğüne büyüğüne bakmadan, konjonktüre göre yanına toplayabildiği kadar yol arkadaşı toplar. Şu devirde Perinçek ve ekibini yanına alması gibi.

Misal, Erdoğan’ın cemaatle mücadelesinde Perinçek ve ekibinin 30 yıllık fişleme listelerine, Aydınlıkçı sivil resmi kamu görevlilerine ihtiyacı var. Erdoğan bir yandan bu ihtiyacı giderir bir yandan da Perinçek’in bütün ekibini öğrenmiş olur ve onların ayaklarını nasıl kaydıracağının hesabını yapar.

Geçmişte provokasyon yapma kabiliyetleri nedeniyle güçlüydü Perinçek ya da Ergenekon.

Şu an Erdoğan’ın provokasyon gücünün yanında Ergenekon en baba provokatörü Veli Küçük dahil süt kuzusu kalır. Kendi ülkesine sınır ötesinden füze attırmaktan, şehirlerini tanklarla haritadan silmeye kadar… Hayallerin ötesinde biri o…

Erdoğan’ın çılgınlığı ve bu çılğınlığın nereye kadar ilerleyebileceği örnekleriyle yakın tarihimizde mevcut aslında.

Oysa Perinçek’in gücü bir kısım askerler ve yüksek yargıdaki isimlerden ibaret. Ama Erdoğan bir sabah o isimlerin hiçbirini çalıştıkları kuruma sokturmayacak güce sahip. Bir sabah Perinçek dahil hepsini Silivri’ye tıkar, Aydınlık Gazetesi’nin başına Abdurrahman Dilipak’ı atayıverir. Kimse de gıkını çıkartamaz. Sokağa çıkmaya cesaret edebilecek üç beş Vatan Partiliyi de gaz manyağı yapıp, münasip bir cezaevine doldurur.

15 Temmuz’dan sonra Anıtkabir’de emirlerindeki uzman çavuşların, ast subayların kendilerine üst araması yapmasına boyun eğen general sınıfı o gün orada TSK’yı mazi yaptı. Anayasa mahkemesi üyeleri adli hakimlere tutuklatıldığında da yargı, yüksek yargı tarih oldu.

Erdoğan’ın ülke içinde yapabileceklerini engelleyebilecek bir güç yok artık.
Erdoğan gücünü öyle Ergenekon’dan, Perinçek’ten ya da İngiltere’den filan almıyor. Gücünü arkasındaki kitleden alıyor. Ve arkasında yüzde 50’ye yakın kitle varken, onunla cephe savaşına giren her iç güç odağı kaybeder.

Lakin, Türkiye’de tek bir şey yapamaz Erdoğan: Ekonomiyi düzeltemez.
Elbette sosyolojik olarak ve siyaseten etki tepkiyi doğuracak. Dini, faşizm aparatı yapan Erdoğan’ın yolaçtığı tahribat; kuvvetle muhtemel katı laikçi bir dalga olarak dönecek. Ama büyük bir ekonomik tahribattan sonra.

Bunun da kısa sürmeyeceğini öngörebiliriz. Sosyolojik değişimler zaman alıyor ama mutlaka gerçekleşiyor.

Toplumdan, sosyolojiden, hayattan kopuk biçimde “Perinçek, Tayyip’i öpecek” hayalleriyle yaşayanlara diyeceğim şey; “Bu kadar dayaktan sonra hala akıllanmadınız mı?” olur.